8 Ana Sayfa
 8 İletişim
 8 Haber Gönder
 8 Yönetin Paneli
.

İSTATİSTİKLER

42 kategori altında, toplam 80 haber bulunmaktadır.

Bu haberler toplam 13705 defa okunmuş ve 32 yorum yazılmıştır.

LİNKLER

 

 

ORTAK VATAN

Kategori Kategori: Kendal Dogan | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 299 Okunma | 31 Mart 2008 14:47:18

Halkların ortak projesi Cumhuriyet ,birlikte yaşamanın siyasal çerçevesini belirlemiştir.Bu birliktelik gönüllülük esasına dayalı , farklı etnik ve inanç guruplarının ortak projesi ile Türkiyelilik üst kimliğiyle de sonuçlanmıştır.Türkiyelilik kimliği Cumhuriyet projesinin manifestosudur.

ORTAK VATAN

kendal dogan
Halkların ortak projesi Cumhuriyet ,birlikte yaşamanın siyasal çerçevesini belirlemiştir.Bu birliktelik gönüllülük esasına dayalı , farklı etnik ve inanç guruplarının ortak projesi ile Türkiyelilik üst kimliğiyle de sonuçlanmıştır.Türkiyelilik kimliği Cumhuriyet projesinin manifestosudur.Bileşenleri ayrılamaz ,yadırganamaz, red edilemez ve de inkara ise hiçbir olanak vermemektedir. Cumhuriyet projesi içinde yer alanlar ,cumhuriyet kurulurken ,kuruluşa katılan unsurları iki guruba ayırmışlardır. Birincisi , asli unsurlardır.İkincisi ise azınlıklardır.İnanç çoğunluğu yada Türkler ve Kürtler , Cumhuriyetin kurucu unsurlarıdır.(Cumhuriyet projesinde Aleviler bu grupta değerlendirilmiştir.)İslam dininden olmayanlar ve diğer milliyetler azınlık olarak kabul edilmiştir. Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşından sonra yeni devlet projesini anlattığı basın toplantısında “Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi ,Hem Kürtlerin ve hem de Türklerin yetkili vekillerinden oluşur ve bu iki unsur bütün menfaatlerini ve geleceklerini birleştirmiştir.Yani onlar bilirler ki , bu ortak bir şeydir.” şeklinde tartışılmayacak şekilde birlikteliği dile getirmiştir. Mustafa Kemal başka bir konuşmasında , “Hudutu Millimiz nedir?Elbette Türklerin ve elbette mukadderatımızla ortak çalışma yapmış olan Kürtlerin oturduğu yerler bizim Milli hududumuz dahilinde…”derken ortak vatan tanımını da yapmıştır. Müdafaai Hukuk Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal Paşa’nın da imzaladığı Amasya Mülakatı Tutanağında ülkemiz “Türk ve Kürtlerin oturduğu arazi”diye tanımlanmıştır.Mustafa Kemal , bu tanımı daha sonra yaptığı konuşmalarda “Türk ve Kürt unsurlarının oturduğu vatan kesimi”,“Türklerin ve Kürtlerin oturduğu yerler” şeklin de önemli tespitler yapılmıştır. Ziya gökalp ise 1922 yılında “Türkler devletin ne kadar ortağı ise ,Kürtler de o kadar ortağıdır.”derken Cumhuriyet projecilerinin, ortak bir menfaat ,ortak bir gelecek ile birlikte yaşamak için kurulan meclisin ve hükümetin Türklerin ve Kürtlerin eserleri ve birlikte temsil edildikleri anlatılmaya çalışılmıştır. Türkiyelilik kimliği , başta devrimci bir Cumhuriyetin pratiğe konması ile anlam kazanmıştır. Ancak bu süreç çok kısa sürmüştür.Bunun nedeni olarak ta demokratik devrimin tamamlanamamasından kaynaklanmaktadır. Halkların başta umut ile sarıldıkları proje egemen ulus ve egemen bir mezhep anlayışına dönüşmüştür. Feodal sömürgeci bir devletin yıkılması ile ortaya çıkan genç cumhuriyet ,demokrasi ,laiklik ve çağdaşlaşma yönünde önemli değişimleri yaşamışken,başta Kürt sorunu olmak üzere Osmanlının geri bir mezhep egemenliğine dayalı devlet geleneğini aşamamıştır. Osmanlının tüm Sünni kurumları ,isim değiştirmek suretiyle yeniden önemli birer kurum olarak asimilasyon , eritme programlarına devam etmişlerdir. Ortak üretilen değerler , kazanımlar Kurtuluş savaşında sınanmış anayasal ilkeler ve politikalar bir takım koşullar ileri sürülerek terk edilmiştir.(O gün şartları..v.s) Yaratılan ortak değerlerin tek taraflı terki , sonuçları itibari ile 84 yıllık bir ağır birikimi günümüze kadar taşımıştır. Fatura ortadadır.Kürt realitesinin reddi ,tarih boyunca biriken faturası , kardeş kanıyla , milliyetçi şoven tırmanışla ,şeriatçı tehditle ,ekonomik ve toplumsal bunalımlarla , kültürel çürümelerle ödenmeye devam edilmektedir. Kurtuluş Savaşı sürecinin öncesi ve hemen sonrasındaki bu tasarımın terki ,bir inkarı , asimilasyonu , kültür ortaklığında ifadesini bulacak birlikte yaşama koşullarını maalesef zora sokmuştur.Kurtuluş savaşında sınanmış ve kazanılmış ilişkiler sonucu ulaşılan kardeşlik bağları ,bilinerek zayıflatılmıştır. Muhasebe yapmanın tam zamanıdır.Hiç kimsenin eksiği yada fazlayı aramaya bu süreçte hakkı yoktur.Bunun zamanı da değildir.Ortak geçmişi ,ortak geleceği ,ortak çıkarları olan bu iki halkın barış içerisinde kardeşçe bir arada ortak vatanda yaşaması için; Mevcut sistem , yüzyılın muhasebesini yaparak demokrasi sürecini tamamlayarak yeni bir anayasa yapmalıdır.Demokratik bir anayasanın yapılması kaçınılmaması gereken bir zorunluluktur.Bu çalışmaya toplumun tüm kesimlerinin katılımın sağlanarak mutabakatın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu anayasa yapılırken , üzerinde yaşadığımız coğrafyanın , bir kavimler kapısı gerçeği esas alınarak Kürt sorununu eşitlikçi , özgürlük ,kardeşlik ve gönüllük temelinde çözecek düzenlemeleri içermesi gerektirmektedir. Bu görev Emperyalizme karşı ortak vatanı kurtaran Kürtlere , Kurtuluş Mücadelesinde yarım kalmış görevimizi tamamlama olanağı sunacaktır. Açıkça bilinmesi bir başka gerçekte hiçbir gücün ,Kürdü Türk , Türkü Kürt yapamayacağıdır. Bu nedenle egemen ulus yaratma projeleri günümüz gerçeğine uymamaktadır.Ortak bir kimlik olarak Türkiyelilik bir çimento gibi halkları bir arada tutan birleştirici bir kimliktir.Türkler ve Kürtler ,ortak bir vatanı, ortak bir yaşamı , ortak bir geçmiş ile geleceği paylaşmak gerçeği ile birleştirici kimlikle yani Türkiyelikle Demokratik Cumhuriyetle, ulusal gerçekleri inkar etmeden Kürt realitesi birleştirici bir tutumun ifadesi olarak algılanmak şartıyla Anayasa hükmü ile kabul edilmelidir. Son süreçte devletin en önemli kademelerindeki üst düzey yöneticilerinin ,bir muhasebe yapılması gerektiği konusundaki açıklamaları , seksen yıllık politikaların çözüm olmadığına ilişkin itiraflar , yanlış politikaların sorgulanması anlamında umut vericidir. Yine Ankara da düzenlenen ve iki gün süren “Türkiye Barışını İstiyor”adlı konferasa katılımcıların tüm toplum kesimini temsili ve sonuç bildirgesi ile ortaya konan istemler, Türkiye’nin mevcut yapısının acil analizi ve çözüm önerileri ortaya konmuştur.Bu istemler çerçevesinde , geliştirilecek çözüm projeleri acilen yaşama geçirilmelidir. Bu savaş çığırtkanlarına , şoven politikalara karşı alınabilecek en önemli önlemdir. Ortak vatanımızda her şeye rağmen halklarımız , barış içerisinde ,tarihsel bağların ağırlığıyla kardeşlik duygularıyla , geleceklerini inşa etmeye devam edecektir.
 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

sultan demiroğlu { 15 Haziran 2008 19:31:19 }
l Dost,
Asli ya da azınlık unsurlar, ne fark eder.
Herkes gücü oranında vatanını savundu. dediğiniz gibi hiç bir unsurun eksiğini ya da fazlasını aramayalım.
Bu ülkede halklar birisinin dediği gibi 'ne mozaiği ulan' sözü ile 'tekleştirmeyi' cumhuriyetin kuruluşundan beri kendilerine ideolojilerinin temel harcı yaptılar. Bütün sorun işte buradadır.
Halklar bu ortak vatanda (devlette değil), bir mozaik yaratma fırsatına kavuşamadılar.
Ezan sesi, çan sesi, erenlerin hakka hu sesi birbirine düşma değildi.
Malatya Haçova'da (Haçlıların, Hıristiyanların Ovası'na) Hıristiyan Ermenilerle, Müslüman Türkler ve Müslüman Kürtlerle, Alevi Türkler ve Kürtler birlikte yaşadılar ve bu gün de yaşıyorlar. Ancak ileri bir kültür örneği yani mozaik yaratmalarına egemenler (devlet) izin vermedi, çünkü bu ülkede 'sadece Tükler, Türklerin de İslam Hanefi versiyonu' ancak yaşayabilir, malzemesini yaratmaya çalıştılar.
Oysa bu egemenler, azınlıklara yani Kürtler'e kimliğini tanımayanlar Türklere, Türk köylüsüne, işçisine, memuruna da hiç bir hak vermemişlerdir. O halde Türklük ve Müslümanlık sadece mlliyetçi bir söyleimin içi boş bir argümanıdır.
Bu savaşa gelince; savaş Türklerle Kürtlerle arasında değildir Devletel (egemenlerle) Kürt halkı arasındadır.
Türkler ise bu savaşa seyirci kalmaktadırlar. Oysa herşey Türklük ve Müslümanlık argümanları kullanılarak yapılmak olduğundan en başta kendileri adına yapılan bu siyasete akrşı çıkması gereken Türk ve Müslüman sınıf dostları olmalıydı. Bu uyanışın gecikmesi halen egemenliğin sürdürülmesinin en büyük dayanağıdır.
Kendisi özgür olamayan bir halktan, diğer halkların özgürlüğünü savunmalarını maalesef sosyal-psikolojinin bilimsel bir saptaması olarak bekleyemiyorum. Ancak umut ediyorum, diliyorum ve elimden geleni sizin gibi yapıyorum.
Selam ve saygılarımla.
hakıkı kurt { 24 Nisan 2008 13:18:03 }
çok güzel bir yazı olmuş eline sağlık
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA


SON DAKİKA HABER