8 Ana Sayfa
 8 İletişim
 8 Haber Gönder
 8 Yönetin Paneli
.

İSTATİSTİKLER

42 kategori altında, toplam 80 haber bulunmaktadır.

Bu haberler toplam 13704 defa okunmuş ve 32 yorum yazılmıştır.

LİNKLER

 

 

OSMANLIDAN BERI SÜREGELEN IHLALLER

Kategori Kategori: Kendal Dogan | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 507 Okunma | 23 Ocak 2007 19:48:44

Türkiye Cumhuriyeti ,yeni bir devlet , yeni bir siyasal yapi biçiminde tarih sahnesine çiktiginda ,bu yeni yapi eski toplumsal yapi üzerinde dogmustur."Nasil kurtaracagiz Osmanli DEVLETINI"derken yaratilan Cumhuriyet, kuskusuz Anadoluda yasayan halklarin ortak kurtulus mücadelesidir.
FOT:Devdirej Bölgesinden Göç ederek gelen Avuçan ocagindan Devris Cemalli Ali Dedenin oglu Riza Dede Esi Fato Ana ve Oglu Sefo

 
 
 
OSMANLI’DAN SONRA CUMHIREYET’LE SÜREN ALEVI HAK IHLALLERI
 
KENDAL DOGAN
 
“Türkiye Cumhuriyeti, yeni bir devlet, yeni bir siyasal yapi biçiminde tarih sahnesine çiktiginda, bu yeni yapi eski toplumsal yapi üzerinde dogmustur.” (1) “Nasil kurtaracagiz Osmanli Devletini” derken yaratilan Cumhuriyet, kuskusuz Anadolu’da yasayan halklarin ortak kurtulus mücadelesidir. Yaratilan tek ulus ve mezhep anlayisi, farkli etnik ve inanç gruplarindan insanlarin projelerini yeterince sahiplenmemekten kaynaklanmaktadir. Egemen mezhep (Sünni) anlayisi; Osmanlidan devralinan bir anlayis olmakla birlikte, yeni sistemi de bilinç altinda tutup uygulama için zaman geçirmemek üzere hayata geçirmistir. Geçmisten, günümüz yasamina kadar, haklari kölelestirerek onlari kültürlerinden uzaklastirmak, kimliksizlestirmek, yok etme anlayisi “Anadolu’yu Islamlastirma ve Türklestirme” projesinin bilesenleridir. Osmanli’dan devralinan ve bir görev kabul edilen “ Sultan Selim, yeryüzüne düzen vermek kaygusunu kendisine dert edinmis bulunuyordu”(2) anlayisi Islamlastirma ve Türklestirme projesi uzun bir sürecin ürünü olarak Yeni devlet anlayisinda kendini kurumlari ile dayatmistir. Cumhuriyet döneminde Siyasal Islam’in ilk Kurumu Yasanilan süreçte Islam’in siyasallasmasinda en önemli kurum olan Diyanet Isleri Baskanligi; tamamen Sünni inancin egemen oldugu, Sünni dinsel yasami disipline eden bir kurum olarak Diyanet isleri Baskanligi ile ilgili elde edilen veriler incelendiginde, yan kuruluslariyla birlikte toplumsal barisa zarar verecek nitelige ulastigi yapilan arastirmalarda görülmüstür. Osmanli’yi yikma, Cumhuriyeti insa etme projesi, Anadolu halklari tarafindan destek görerek, halklarin Kurtulus mücadelesi sonucunda insa edilen cumhuriyet 29 Ekim 1923 yilinda ilan edilmistir. Saltanat ise, 1 Kasim 1922 yilinda kaldirilmis olmasina ragmen, 364 sayili “Teskilat-i Esasiye Kanunu’nun bazi mevadinin Tavzihan Tadiline Dair Kanun”da 2. Maddesinde yer alan “Türkiye Devletinin Dini Islam’dir” Cümlesi, Osmanli Devletinin resmi dini olan Islam’in yeni kurulan cumhuriyetin de resmi dini olmaktaydi. Bu anlayisa sahip “Yeni Yapilanma” 3 Mart 1924 yilinda çikartilan 429 sayili kanun ile Sünni bir kurum yaratacak olan “Diyanet Isleri Reisligi”nin kurulmasi saglanmis oluyordu. Köy Tüzel Kisiliginin Sünnilestirilmesi Egemen Sünni sömürgeci Osmanli devlet gelenegini devralan genç cumhuriyet ilk yillarinda, 18 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 442 sayili Köy Kanunun da Köy Tüzel Kisiligi hukuk tanimindan çikartilarak, Sünni bir yorumda bulunulmustur. Söz konusu kanunun 2. Maddesinde Köy tanimi “Cami, otlak, yaylak, baltalik gibi ortak mallari bulunan, toplu veya daginik evlerde oturan insanlar, bag ve bahçe, tarlalariyla birlikte bir köy teskil ederler.” Denilmektedir. Camisi olmayan köyler köy taniminin disinda tutulmuslardir. Alevi-Bektasi ögretisini kendilerine bir yasam biçimi olarak seçen insanlarin camiyi kendilerine uzak gördükleri tartismasiz bir gerçek iken tanimlamanin cami ile sinirlandirilmasi tesadüf olamaz. Yine ayni yasanin Köy Imamlari Basligi altinda bugün yürürlükte olmasa bile madde 84’de “Imam olacaklar, 24. Maddeye göre lazim gelen sifatlara, hayiz olmakla beraber ilmihal, ameli, erbaa ve kafi derecede Türkiye cografyasi ve Türk ve Islam tarihini ve saglik islerini bilmek ve okunakli yazi yazmak lazimdir.” Burada da açikça Emevi-Abbasi-Selçuklu-Osmanli Devlet geleneginin Cumhuriyet ülkesine tasinmasindan baska bir sey degildir. Ayni zamanda 84. Maddede belirtilen sartlar Anadolu’da ki farkli etnik ve farkli inanç grubundaki insanlari hiçe saymaktadir. Genç Cumhuriyet ta basta Türk-Islam sentezcidir. Cumhuriyet Cami Yapimini Yasa Ile Zorunlu Kiliyor! Islam’in kök bulmasi ve yayginlasma çabasi ile egemenligin disipline edilmesi bir baska deyis ile; kurumsallasma çabasi bu felsefenin iyi anlatilmasi ve sürekli canli tutulmasiyla ilgilidir. Bu nedenledir ki; Cami Siyasal Islam’in en önemli kurumudur. Bu amaçla da Cami yapimi özendirilmistir. Hz. Muhammed’in “Bir Cami yaptirana Allah Cennette ev yaptirir” sözü oldukça önemsenmis ve savaslarda yararlilik gösteren savas komutanlari, ya da Islam’in yayilisinda isgal edilen alanlardaki ganimetlerden yararlananlar ve nüfuslu kisiler haline gelenler bolca cami yaptirmislardir. Egemen Sünni devlet anlayisindaki tüm devletler Cami yapimini zorunlu kilmislardir. Bu nedenle; Cumhuriyetin ilk yillarina kadar Anadolu’daki Cami sayisi “10.000 civarindadir.” 1924 yilinda çikartilan 442 sayili Köy Kanununda “Köylünün mecburi isleri sunlardir“ Basligi altinda; madde 13’ün 14. Fikrasinda “Köyde bir Mescid yapmak, (yeniden yapilacaksa köy meydaninin bir tarafina yapilacaktir)” denilmektedir. Burada da egemen Sünni bir devlet anlayisi açikça ortaya konmaktadir. Emperyalizme karsi savasindan sonra, Anadolu Aleviligini yok sayarak devletin örgütlenmesini tamamlayan egemen ulus Büyük Burjuvazisinin bu tavri “Sünni Islam Oryantalizmine” denk düsmektedir. Bilindigi üzere Osmanli döneminde halklarin mozaigi Islam toplum anlayisinin bir ürünü olarak esasta bu durum bir bozukluk belirtisi olarak algilanmalidir. Bu toplumsal bozukluk toplumsal iç farklilasmadir. Osmanli toplumunda cemaat, grup seklinde örgütlenmeler, etnik bölünmeler vb. gibi bagimsiz var olma çabalari merkezi feodal Sünni Osmanli Devleti’nin; toplumsal baskaldirilari önlemede isine gelmis, bu yöndeki çabalari ön planda olmustur. Günümüzdeki Seriatçi Islamcilar “çogulcu toplum modeli”ni önerirken (sözde her türden inanç gruplarinin kendilerini ifade etme yapisi) kendi Sünni egemenliklerini birlikte yasama modeliyle ortaya koyarlarken sömürgeci anlayislarini belgelemis olmaktadirlar. Yasalarla Cami’ye Taninan Olanaklar Cumhuriyetin kurulmasi ve gelismesinde çok önemli katkilari olan Aleviler, çikartilan yasalarla Siyasal Islam’in kurumlarinin kusatmasiyla yüz yüze birakilmistir. Yürürlükte olmayan 6785 sayili Imar Kanunu dahil olmak üzere ve bu kanunun yerini alan 3194 sayili Imar Kanunun 18.maddesinde “Düzenleme ortaklik payi: düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyaci olan yol, meydan, park, yesil saha, genel otopark gibi umumi hizmetlere ayrilan ve tescile tabi olmayan alanlar ile Cami, karakol yerleri ve ilgili tesisler için kullanilmak üzere... %35’e kadar düsülebilen miktar ...” olarak düzenlemeye tabi tutulan yerlerde camiye yer ayrilmaktadir. (son düzenleme tepkileri azaltma yönündedir Uygulamada durum aynen devam etmektedir.) Imar Affi olarak bilinen 2981 sayili yasada camilerden bahisle yer tahsisinin nasil yapilacagi açiklanmistir. Bu yasanin bazi maddelerini degistiren 3290 sayili kanunda Cami yeri olarak isgal edilen Kamu Sahis Arazilerinin bedelsiz olarak tescilini ön görmektedir. Yine tasinmazlarin hukuki ve geometrik durumunu belirlemede kullanilan 3402 sayili Kadastro Kanunda, Kamu Mallari basligi altinda madde 16’da “... Namazgah, cami gibi yerlerin devletin yerleri olduklari ve yapilacak olan kadastro çalismalarinda ilgili tüzel kisilik adina tescilini ön görmüstür. Ayrica burada sunu belirtmek gerekir ki bu tür mallarin tespit ve tescil edilmis olmalari onlarin kamu mallari olmalarini degistirmez.” “Bu durum tesbit ve tescile sadece onlarin korunmasini amaçlamaktadir” denirken ; Camiye ait alanlarin tescilini bir kamu alani olarak degerlendirerek Sünni anlayisin egemenligini kamuya yasalarla tasindigini ortaya koymaktadir. Açikça görülecegi üzere Sünni anlayis Alevi ve Sünni olmayan diger inanç gruplarini hiçe sayarak onlarin mülkü üzerinde kendi mezheplerinin binalarini insa ettirerek mülkiyet haklarini ihlal etmislerdir. Kendi onaylari alinmadan mülkiyet haklari üzerinde tasarrufta bulunulmustur. Pir’in Evi Müzeye Dönüstürülüyor! 1 Kasim 1922 yilinda Seriatçi sömürgeci, feodal Osmanli devletinin resmiliginin son bulmasi ile Büyük Millet Meclisi tarafindan “gerici ve dinci yapilara karsi savas” adi altinda Alevilerin tekkelerini de kapatan Cumhuriyet yönetimi “Halklarin Kurtulus mücadelesine katilmayan ve Osmanli Devletinin devamindan yana olan Naksibendi ve Kökten Dinci Seyhlerin yönetiminde olan yapilarla Alevi-Bektasi tekkeleri ve türbeleri de ayni kapsamda degerlendirilerek 28 Haziran 1925’de kapatilmistir. Emperyalist isgale karsi savas’a Osmanlilardan kurtulmak için katilan Aleviler 3 maddeden olusan 20 Kasim 1925 tarih 677 sayili yasa ile çok önemli bir kurumu olan Dedelik Kurumunu da kaybetmistir. Ancak söz konusu yasa cami ve mescitleri kapsam disinda birakmistir. Bu anlayis açik olarak bir mezhebin egemenlik kurmaktaki, geçmisten gelen, bilenen çabasidir. Alevi yasam biçimini günümüze ulastiran Aleviligin manifestosu, nefesleri Anadolu’nun Alevi köylerine ulastiran, toplumsal iç sorunlari çözen Dedelik Kurumunun da yasaklanmasi Sünni Osmanli devlet geleneginin Cumhuriyete tasinmasidir. Anadolu Aleviliginin Pir’i Hacibektasi Veli’nin Türbesi 1 Mart 1950 gün 5560 sayili yasa ile 677 sayili yasanin 1. Maddesine bir fikra eklenerek, Devlet denetiminde olmak üzere bir müze statüsünde eski konumuna ulasmistir. SONUÇ: Alevilik Islam öncesi yapisi ile önemli aydinlanma felsefesi konumunda olmasi, onun esas olarak ortaya çiktigi cografyadan kaynaklanmaktadir. Anadolu ve Yukari Mezopotamya yüksek kültür düzeyinde filizlenip, haklarin bu alana yönelimleriyle olgunlasan Anadolu Aleviligi esitlikten ve özgürlükten yana olmayan gericilerin tepkisiyle karsilasmistir. Bu nedenledir ki olgunlastirdiklari felsefeyi çogu zaman açik olarak savunmaktan çekinmisler, korunma amaçli Takiye politikalari gelistirmislerdir. Özellikle Islam devletleri tarafindan sürekli olarak izlenmisler, baski altinda tutulmus, bir kismi Müslümanlasmis (Sii kesim) bir kisim da korunma amaçli Takiyeler de bulunarak yasamlarini sürdürmüs, Islam yayilmaciligina ve zora dayanan kabule karsi ise önemli bir kesim bozuk cografyalara (topografik olarak) çekilerek yasamlarini günümüze degin sürdürmüslerdir. Farkli etnik özellik de gösteren Alevilik, yapisi itibariyle Islam’la bulusma noktasi Alevilik için tam bir kusatma sayilmaktadir. Tarihin hiçbir kesitinde, hiç bu kadar zora dayali, katliama dayali bir anlayisla karsilasmamistir. Bu kusatmanin nedeni onun tasidigi özle ilgilidir. Bu öz “bir sera çiçekliginden” yararlanan bir arinin, Anadolu haklarinin yarattigi yüksek kültürdür. Bu öz esitlikçi, özgür toplum yaratma sevdasindadir. O yüzdendir ki, Selçuklu’nun akil hocasi Nüzam-ül Mülk , günümüz Alevilerinin temsilcileri konumunda olan Batiniler için “Batiniler, Mallarin insanlar arasinda ortaklasa kullanilmasini ileri süren Mazdekçilerle beraber oldular. Çünkü her iki mezhebin asli birdir” demektedir. Sünni (Islam) devletlerin tümü Alevi yasam biçimini esas alan topluluklari küçümsemis, onlarin toplumsal gelismeleri her anlamda ”dinsiz” olmalari gerekçe gösterilerek engellenmistir. “Umut edilir ki, eglenmeyip ol dinsiz toplulugu, sapik töreli kalabaligi dagitmakla fesat yapilarini yikmakla, bu köhne cihani yeniden abad ve gam çekmis gönülleri de sad eyleyesinz” diyenler Osmanlilardir. “Onlarin kirli bedenlerini ortadan kaldirmaktir.” (AGE) diyen yine Osmanlilardir. Tarihte Sünni anlayisi rehber edinen basta Abbasiler, Emeviler, Anadolu Selçuklulari, Osmanli Devleti açik olarak Alevilere karsi bir baska deyisle Kizilbaslara karsi Sünni yikim politikalarini net bir sekilde ortaya koymuslardir. Islam disindaki hiç bir inanç grubuna yasam hakki tanimayan Sünni anlayislar ortaya koyduklari yasaklar (bir tür yasa, fetvalar vb) nedeniyle toplumsal doku tamamen zedelinmis, egemen mezhep anlayisi hakim kilinmistir. Toplu olarak Kizilbaslarin öldürülmeleri “helal olup bu din ugruna bir savastir” fetvasi Anadolu’da 70 bin Kizilbas’in canina mal olmustur,Egemen Sünni Islam devleti niteligindeki Osmanli Devleti, tüm Islam alemi adina davranarak, halklari sömürgelestirerek, sömürgeci anlayisiyla “ kan dökücü, kilici pis bir kalabalik olan Kizilbaslari, nice kez perisan ve saskin eylemis, bu amansizlarin elinden Bayburt ile Erzincan’i alip zaferle bezeli bu illere dikmisti.” (AGE) Yavuz Sultan Selim Alevilerin yasadigi cografyalari isgal ederek onlari Sünnilestirmek istemistir. Anadolu’daki halklarin olusturduklari özün içini bosaltmak ve egemenliklerini saglama almaya çalisan Osmanli Sünni anlayisi Medreseleri, camileri, Sibyen Mekteplerini, Seyhülislamlik, Müftülük ve bunun gibi kurumlari siyasal gelecegin kurumlari olarak tayin etmistir. Osmanli zulmünün Kizilbas ya da Aleviler üzerindeki tahribati tartismasiz kabul görmektedir. “Osmanliyi kurtarma projesinden” ortaya çikan ve Anadolu halklarinin ortak iradesi sonucu olusan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin basta Alevi yurttaslarimiza karsi Osmanli gelenegini sürdürdügü ise bir kesim tarafindan gizlenmek istenmektedir. Söz konusu kesim Alevi tefeci tüccar sermayesinin en gelismis, devlet destekli düskün olarak tabir edilebilecek kesimdir. Günümüz Alevilerinin temsilcileri konumunda olan insanlar yarattiklari ve özledikleri toplumsal düzenlerini kurma çalismalari, yogun katliamlara varan baskilara neden olmustur. Yogun kanli süreçleri yasayan Aleviler Anadolu’da (Osmanlidan kurtulma projeleri) bu cografyada yasayan tüm haklari heyecanlandirmistir. Aleviler de bu kapsamdadir. Anadolu halklarinin birlik projesi, tüm dünya ezilen uluslari ve ilk Sosyalist ülke Sovyetler tarafindan da desteklenmistir. Marksist önderlerden Stalin “... Türkiye böyle bir seyi sineye çekemezdi. Savas bayragini yükseltti ve etrafina dogunun halklarini toplayarak emperyalizme karsi durdu.” Derken Anadolu halklarinin emperyalizme yönelik birlikte verdikleri mücadeleye de isaret etmistir. Bu sözler Türkiye halklarinin ortaya koydugu projenin ne derece destek gördügüne ve ne derecede anti-emperyalist öz tasidigina iliskindir. Günümüz Türkiyesinin düsünsel ve siyasal yapisinin sekillenmesinde öncü olan Kemalizm; - Siyasal, hukuksal ve kültürel anlamdaki önemli degisimlere neden olmustur, Saltanat’in Kaldirilmasi, Halifeligin Kaldirilmasi, Laik Egitimin Baslamasi, - Batili bir devletin kurumlarinin yaratilma çabalari,v.b. Anadolu Alevilerinin özlemlerine denk gelecek atilimlari gerçeklestiren Cumhuriyet bu anlamda Alevilerden büyük bir destek gördügü kuskusuzdur. Ancak tüm halklarin ortak projesi çok kisa bir zaman araliginda tek ulus ve tek mezhep projesine dönüstürülmesi “ yagmurdan kaçarken doluya tutulmasi”gibi bir olaydir. Osmanli Kurumlarinin günümüz versiyonlari olarak; Diyanet Isleri Baskanligi ve Vakfi, Imam Hatip Okullari, Kuran Kurslari, Zorunlu Din dersleri, Cami Yapimi, (Alevi köylerine) Ilahiyat Fakültlerinin açilmasi gibi yeniden kurumsallasma örnekleri, yene kosullarda Alevilerin asimilasyonu ile birlikte Sünnilestirme kaygilarini içermektedir. 2002 yili itibariyle Sünni anlayisin Siyasal Kurumlari haline dönüsen, Siyasal Islam’in ideolojik kaynaklari olarak da degerlendirilebilecek kurumlarin ulastigi boyut bir vehamete isaret etmektedir. Yil Kuran Kursu Imam Hatip Lisesi Ilahiyat Fakültesi Cami Sayisi 2002 4949 609 28 95 Bin’in üzerinde Kaynak: DIB Istatistikleri Bugün ülkemizde yasayan nüfusun %40’ini olusturan Alevi ve diger inanç gruplarinin inanç merkezleri 500 adeti geçmemektedir. Bu tablolar; ülkenin en temel sorunlari, egemen olma anlayisinin yarattigi Türk-Islam sentezi programlarinin yasama geçirilmesiyle olusmustur. Yukaridaki veriler laik hukuk devletinin üstlenemeyecegi bir görev olan Sünni (Islam) anlayisin kurumsallasmasi ve diger inanç gruplarinin asimilasyonlarina neden olmaktadir. Ileri, çagdas ve demokrat olmanin ölçütü tüm insanlarimizi kapsayacak, onlari Anayasal vatandaslik onuruna kavusturacak yasal düzenlemelerden geçmektedir. Bu durum, ülkemiz siyasetçilerinin önündeki en önemli görevlerin basinda gelmelidir. Baris içerisinde, kardesçe bir arada yasamanin temel kosulu budur. Yararlanilan kaynaklar: 1- Diyanet isleri Baskanligi’nin Yillar itibariyle istatistikleri 2- Kentsel Düzenlemelere iliskin yasalar 3- Köy Kanunu 4- Siyasetname, Nizam-ül Mülk, Dergah Yayinlari, Istanbul, 1995 5- Türkiye Tarihi, Cem Yayinlari, istanbul, 1989 6- Köy ve Mahalle Yönetimi, Ahmet KOYUNCU, Olgaç Basim, 1984 7- 3402 Sayili Kadastoro Kanunu 8- Radikal Gazetesi 27 Agustos 1997 (Müslüm Dogan’in Aleviler’in Mülkiyet Haklari) 9- Osmanlilarda Devlet Teskilati ve Sosyal Altyapi, Yusuf HALLAÇOGLU, TTK
 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA


SON DAKİKA HABER